Glokom Hastalığında Kritik Uyarı: Sinsi İlerliyor ve Kalıcı Görme Kaybına Yol Açıyor
Glokom, göz içi basıncının göz sinirlerine zarar verecek düzeye yükselmesi sonucu ortaya çıkan ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybıyla sonuçlanabilen ciddi bir göz hastalığı olarak tanımlanıyor. 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası nedeniyle önemli açıklamalarda bulunan Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kaya, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekerek toplumu bilinçlendirme çağrısı yaptı.
Göz Sinirlerinde Geri Dönüşü Olmayan Hasar Oluşuyor
Prof. Dr. Faruk Kaya, glokomun temel mekanizmasını açıklarken şu ifadeleri kullandı: "Gözümüzde 'humor aköz' adı verilen bir sıvı sürekli üretilir ve belirli kanallar aracılığıyla dışarı atılır. Bu sıvının yeterince boşaltılamaması durumunda göz içi basıncı artar ve yükselen basınç göz sinirlerine zarar vermeye başlar. Maalesef bu hasar kalıcıdır ve geri döndürülemez. Bu nedenle erken teşhis ve düzenli takip büyük önem taşır."
Sessiz ve Sinsi Bir Tehlike: Çoğu Zaman Belirti Vermiyor
Glokomun en tehlikeli yönlerinden birinin belirti vermeden ilerlemesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaya, hastaların çoğunun görme kaybı yaşamaya başlayana kadar durumun farkına varamadığını belirtti. "Glokom gerçekten sinsi bir hastalıktır" diyen Kaya, şöyle devam etti: "Göz tansiyonu 23, 24 hatta 25 seviyelerine çıksa bile kişi genellikle hiçbir rahatsızlık hissetmez. Ancak göz sinirlerindeki hasar belirli bir eşiği aştığında görme yetisi azalmaya başlar. Ne yazık ki bu noktaya gelindiğinde çoğu zaman geç kalınmış oluyor ve kayıplar telafi edilemiyor."
Genetik Yatkınlık Önemli Bir Risk Faktörü
Prof. Dr. Kaya, glokomda genetik faktörlerin önemli rol oynadığını belirterek ailesinde bu hastalık bulunan kişilerin özellikle dikkatli olması gerektiğini söyledi. "Anne, baba veya yakın akrabalarında glokom öyküsü bulunan bireylerin 40 yaşından sonra mutlaka yılda en az bir kez kapsamlı göz muayenesi yaptırmaları ve göz tansiyonlarını ölçtürmeleri hayati önem taşıyor" açıklamasını yaptı.
Türkiye'de Durum: 2 Milyon Kişi Hastalığından Habersiz
Glokomun genellikle ileri yaşlarda görülmekle birlikte her yaş grubunu etkileyebileceğini kaydeden Prof. Dr. Kaya, "Bu hastalığın belirli bir yaş sınırı yoktur. 40 yaş sonrasında daha sık görülmekle birlikte gençlerde, çocuklarda ve hatta yeni doğan bebeklerde bile glokom vakalarına rastlanabilmektedir" dedi.
Türkiye'deki duruma ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Kaya, şu bilgileri verdi: "Ülkemizde yaklaşık 2 milyon civarında glokom hastası olduğu tahmin ediliyor. Ancak bunların sadece yaklaşık 400 bini tanı almış ve tedavi görüyor. Bu demek oluyor ki 1,6 milyona yakın kişi glokom hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürüyor. Bu durum toplum sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor."
Tedavi Yöntemleri: Damla Tedavisi Ön Planda
Glokom tedavisinde genellikle ilaç tedavisinin yeterli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kaya, cerrahi müdahalelerin ise bazı özel durumlarda gerekli hale geldiğini belirtti. "Glokom tedavisinin yaklaşık yüzde 95'i ilaç tedavisiyle gerçekleştirilmektedir. Uygun göz damlalarıyla göz içi basıncı kontrol altına alınabilmektedir. Ancak bazı hastalarda ilaç tedavisi yeterli sonucu vermezse cerrahi tedavi seçenekleri de değerlendirilebilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli göz kontrollerini aksatmamaları ve glokomun erken teşhisi için 40 yaş sonrasında yıllık göz muayenelerini ihmal etmemeleri konusunda uyarıyor.



