Farelerde Pankreas Kanseri Tedavisi Bilim Dünyasında Umut Yarattı
Brown Üniversitesi Legorreta Kanser Merkezi Direktörü Prof. Dr. Wafik el-Deiry, İspanyol araştırmacıların farelerde pankreas kanserini tedavi etmeyi başardığı çalışmayla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Deiry, bu ön klinik düzeydeki araştırmanın bilimsel açıdan son derece umut verici olduğunu belirtti.
Ön Klinik Veriler Güçlü Ancak İnsana Aktarım Karmaşık
Prof. Dr. Deiry, fare modellerinde kanserin pek çok kez tedavi edilebildiğini ancak insanlarda özellikle pankreas kanseri söz konusu olduğunda tablonun çok daha karmaşık olduğunu vurguladı. "Direnç mekanizmalarını ele alan, test edilen tedavi kombinasyonunun rasyonel tasarımı göz önüne alındığında sonuçlar umut verici ve ilaçların mevcudiyeti göz önüne alındığında hemen uygulamaya aktarılabilir" ifadelerini kullanan Deiry, aynı zamanda bu sonuçların insanlarda tedaviye işaret ettiği şeklinde yorumlanamayacağının altını çizdi.
Klinik Deneylerin Önündeki Engeller
Umut vadeden ön klinik tedavilerin insan deneylerinde neden başarısız olabildiğini detaylandıran Deiry, şu noktalara dikkat çekti:
- Klinik çalışmalarda yeterli hasta sayısına ulaşılamaması
- İnsanlarda ortaya çıkan öngörülemeyen ciddi yan etkiler
- Beklenen etkinliğin görülmemesi veya çalışmaların önceden belirlenen hedeflere ulaşamaması
- Yeni tedavilerden hangi hastaların fayda göreceğini önceden gösterecek biyolojik göstergelerin bulunmaması
Deiry ayrıca ilaçların insan vücudunda beklenenden farklı şekilde dağılması, tümöre yeterince ulaşamaması ya da vücuttan hızlı atılması gibi sorunların da klinik sonuçları olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
İspanyol Araştırmacıların Çığır Açan Çalışması
İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi (CNIO) bünyesinde yapılan çalışmada araştırmacılar, sağ kalma oranı en düşük pankreas kanserini "üçlü kombinasyon tedavisi" kullanarak farelerde imha etmeyi başarmıştı. Bu tedavi yöntemi, kanser hücresini aynı anda üç farklı mekanizmadan baskılamak için üç ayrı ilacın birlikte verilmesi anlamına geliyor.
Çalışmada hem bağışıklık sistemi sağlam genetik fare modellerinin hem de insan pankreas tümörlerinden elde edilen deneysel modellerin kullanıldığına dikkati çeken Deiry, bunun bilimsel açıdan çalışmanın gücünü artırdığını vurguladı.
Bilimsel İlerleme ve Gerçekçi Beklentiler
Prof. Dr. Deiry, "Genellikle hem iyimser hem de gerçekçi olmayı tercih ederim" diyerek bilimsel gelişmelerin hastalara aktarılmasında temkinli olunması gerektiğinin altını çizdi. Yeni geliştirilen tedavilerin bazı hastalarda çarpıcı sonuçlar verebildiğini ancak bunun genel kural teşkil etmediğini belirten Deiry, "Yaşam süresini uzatan birçok yeni tedavi, herkes için işe yaramaz ve etkileri her zaman uzun vadeli olmayabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Modern onkolojinin temel hedeflerinden birinin, hastaları bir sonraki bilimsel gelişmeye kadar hayatta tutabilmek olduğunu vurgulayan Deiry, bu süreçte hassas onkoloji yaklaşımının giderek daha merkezi rol üstlendiğini sözlerine ekledi.
İspanyol araştırmacıların çalışmasının "tedavinin bilimsel gerekçesi ve ön klinik kanıtlarının son derece güçlü" olduğunu belirten Deiry, bu nedenle düzenleyici kurallara uygun şekilde erken ve hızlı test edilmesi için bir yol bulunması gerektiğini ifade etti.