Çay bardağını kaldırmakta, kapı tokmağını çevirmekte veya bir eşyayı kavramakta zorlanıyorsanız, vücudunuz sizi uyarıyor olabilir. Halk arasında 'tenisçi dirseği' olarak bilinen lateral epikondilit, yalnızca sporcuları değil, ofis çalışanlarından ev hanımlarına kadar geniş bir kesimi tehdit ediyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, bu yaygın rahatsızlıkla ilgili ezber bozan açıklamalarda bulunarak, hastaların büyük çoğunluğunun ameliyata gerek kalmadan iyileşebileceğinin altını çizdi.
Tenisçi Dirseği Nedir ve Kimler Risk Altında?
Prof. Dr. Erhan Serin, dirsek çevresinde en sık görülen kas-iskelet sorunlarından birinin tenisçi dirseği olduğunu belirtiyor. Rahatsızlığın temelinde, ön kol kaslarının dirsekteki yapışma noktasında, tekrarlayan ve zorlayıcı hareketler sonucu oluşan mikro yırtıklar ve yıpranma yatıyor. Bu durum zamanla iltihaplanmaya ve şiddetli ağrıya yol açıyor.
Toplumun yaklaşık %1-3'ünü etkileyen bu rahatsızlık, kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülüyor ve özellikle 30-60 yaş aralığında daha sık ortaya çıkıyor. Risk grubunda sadece tenis oynayanlar değil; uzun süre bilgisayar kullananlar, marangoz, temizlik işçisi, aşçı gibi el gücü gerektiren mesleklerde çalışanlar ve hatta sıkı bir şekilde el işi yapanlar da bulunuyor.
Sessizce İlerleyen Belirtilere Dikkat
Hastalığın en tipik belirtisi, dirseğin dış kısmında başlayan ve ön kola yayılan ağrıdır. Prof. Dr. Serin, ağrının başlangıçta yalnızca zorlayıcı hareketler sırasında hissedildiğini, ancak ilerledikçe günlük basit işleri bile imkansız hale getirebildiğini vurguluyor.
Çay veya kahve fincanını kaldırmak, kapı kolunu çevirmek, bir el sıkışmak, hatta yazı yazmak bile dayanılmaz ağrılara neden olabilir. İleri evrelerde kavrama gücünde belirgin azalma, el bileğini hareket ettirmede zorlanma ve gece uykusunu bölecek kadar şiddetli ağrılar görülebiliyor.
Ameliyatsız Tedavi ile %95 Başarı Oranı
Prof. Dr. Erhan Serin'in verdiği en önemli mesaj, tenisçi dirseğinde cerrahinin son çare olduğu yönünde. Hastaların yaklaşık %95'i ameliyata gerek kalmadan, konservatif yöntemlerle iyileşebiliyor. Tedavinin temel taşlarını şunlar oluşturuyor:
1. Aktivite Düzenlemesi ve Dinlenme: Ağrıyı tetikleyen hareketlerden kaçınmak ve dirseği zorlamamak ilk adım.
2. Soğuk Uygulama ve İlaç Tedavisi: İltihabı azaltmak için kısa süreli soğuk kompres ve hekim kontrolünde anti-inflamatuar ilaçlar kullanılabiliyor.
3. Fizik Tedavi ve Egzersizler: Özel germe ve güçlendirme egzersizleri tendonun iyileşme sürecini hızlandırıyor.
4. Ortez Kullanımı: Dirsek bandı olarak bilinen ortezler, kasların yapışma noktasındaki yükü azaltarak ağrının hafiflemesine yardımcı oluyor.
5. Enjeksiyon Tedavileri: Gerekli görüldüğü durumlarda, PRP (plateletten zengin plazma) veya kortizon enjeksiyonları gibi yöntemler uygulanabiliyor.
Prof. Dr. Serin, sporcular için 6-12 hafta spora ara vermenin, doğru tekniği öğrenmenin ve uygun ekipman kullanmanın tedavinin ve nüksün önlenmesinin anahtarı olduğunu da sözlerine ekliyor. Sigara kullanımının tendon iyileşmesini yavaşlattığını da unutmamak gerekiyor.
Sonuç olarak, dirsek ağrısı hafife alınmamalı. Günlük hayatınızı etkilemeye başlayan bir ağrı varsa, zaman kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, sorun kronikleşmeden çözüm bulmak için büyük önem taşıyor.