Dijital İşgal Kapıda: Türk Medyası Batılı Platformların Ekonomik Kuşatması Altında
Türkiye, dijital abluka olarak adlandırılan ciddi bir tehditle karşı karşıya bulunuyor. Batılı dijital devlerin uyguladığı yüksek reklam komisyonları, yerli medyanın ekonomik varlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, bu durumun sadece bir sektör sorunu olmadığını, aynı zamanda milli güvenlik meselesi haline geldiğini vurguluyor.
Reklam Gelirlerindeki Dramatik Kayma
2024 yılı verileri, Türkiye'deki reklam harcamalarının büyük ölçüde dijital platformlara kaydığını gözler önüne seriyor. Toplam 213 milyar TL'lik reklam pastasının 158 milyar TL'lik ezici çoğunluğu Meta, Google ve TikTok gibi yabancı sahipli dijital platformlara aktı. Televizyonlar ise bu pastadan yalnızca 38 milyar TL'lik pay alabildi. Geriye kalan sınırlı 17 milyar TL'lik bütçe ise açık hava, sinema, dergi ve radyo gibi geleneksel mecralar arasında paylaşıldı.
Komisyon Oranlarındaki Adaletsizlik
Dijital platformların reklam ajanslarına sunduğu komisyon oranı yüzde 30'un üzerinde seyrederken, televizyonların komisyon oranı yaklaşık yüzde 7 seviyesinde kalıyor. Bu durum, yüksek komisyon alan ajanslar ve medya planlamacılarını, reklam verenleri TV yerine dijital platformlara yönlendirmeye itiyor. Sonuç olarak, reklam gelirleri içerik üretimi yapan ve Türkiye'de yatırım sağlayan yerli medya kuruluşlarından koparılıyor.
Uzmanların Uyarıları: Milli Güvenlik Tehdidi
SABAH gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de üretilen değerler dijital platformlar üzerinden yabancılara transfer ediliyor. Değer burada üretiliyor, veri burada üretiliyor, tüketici burada, reklam pastası burada ama pastadan aslan payını yabancı dijital platformlar alıyor. Bu, dijital sömürüye varan bir adaletsizlik durumu ortaya çıkarıyor. O nedenle bu konu aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir."
Yerel Medyanın Mağduriyeti ve İstihdam Kaybı Riski
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital işgalin yerel medya kuruluşlarını ciddi şekilde mağdur ettiğini belirterek şu uyarıda bulunuyor: "Artık dijital bir işgal altındayız. Sosyal medya mecraları adeta Türkiye'yi kuşatmış durumda. Bu durum istihdam kaybına sebep olacak. Yerel medya kazanamadığı için personel çıkartması yapacak, mücadele edemeyeceği için kurumlar kapılarına kilit vurmak zorunda kalacak."
Algoritmik Manipülasyon ve Dezenformasyon Tehlikesi
Dijital yayınlar, günümüzde algı operasyonlarının en büyük silahlarından biri haline geldi. Montaj videolar ve bağlamından koparılan görüntüler, gerçeğin önünde duvar örüyor. Prof. Dr. Kırık, algoritmaların manipülatif kullanımına dikkat çekerek, "Gazze-Filistin'de, Rusya-Ukrayna olaylarında ve Venezuela'da gördüğümüz gibi, algoritmik bir şekilde kendi işlerine gelen çıkarlar neyse ona yönelik içerikleri sunuyor ve ön plana çıkarıyorlar" ifadelerini kullandı.
Geçmiş Deneyimler ve Batılı Medyanın Rolü
Uzmanlar, Gezi Parkı olayları, 15 Temmuz darbe girişimi ve 6 Şubat depremleri gibi kritik dönemlerde batılı sosyal ve dijital medyanın halka korku, provokasyon ve kaos pompaladığını hatırlatıyor. Prof. Dr. Hüseyin Yayman, 6 Şubat depreminde yaşanan dezenformasyon örneğini vererek, "Baraj patladı haberine karşı tüm arama kurtarma faaliyetleri son buldu. A Haber gerçek habercilik yaparak bunun bir dezenformasyon olduğunu ifade etti" dedi.
Çözüm Önerileri ve Küresel Yaptırımlar
Prof. Dr. Yayman, reklam meselesindeki çözüm önerilerini şöyle sıraladı: "Birincisi, yazılımların yeniden yapılandırılması; ikincisi, algoritmaların şeffaf, denetlenebilir olması ve kamuoyu önünde bu bilgilerin açık bir biçimde gözükmesi gerekiyor." Dünya genelinde dijital tekele karşı yaptırımlar da devreye alınıyor. AB, dijital pazarlar yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle Meta'ya 798 milyon dolar ceza keserken, İtalya 870 milyon Euro'luk KDV davası açtı. İspanya'da 83 medya kuruluşu 550 milyon Euro, İngiltere'de ise 44 milyon kullanıcı adına 3.1 milyar dolarlık dava açıldı.
Yerli Medyanın Geleceği ve Kamuoyu Riski
Batılı dijital kuşatmanın genişlemesi ve reklam gelirlerindeki adaletsiz dağılım, yerli ve milli medyayı adım adım sona götürüyor. Prof. Dr. Yayman, "Bir tavır almazsak, yeni bir mevzuat düzenlemesi yapmazsak, yabancı medya Türkiye'deki yerli medyayı tamamen yok edecek" uyarısında bulunuyor. Eğer bu ülkenin çıkarı için yayın yapan TV'ler kapanırsa, kamuoyu batı güdümündeki medyanın esiri olabilir. Tehlike, sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve stratejik boyutlara ulaşmış durumda.