ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta başlayan İran Savaşı boyunca hem savaşın biteceği tarih, hem Hürmüz Boğazı'nın durumu, hem de ABD'nin İran'daki hedefleri konusunda birbiriyle kısa süreler içinde çelişen birçok açıklama yaptı. Uzmanlara göre bu çelişkili açıklamalar ABD tarihinde daha önce görülmedi ve bu kadar çelişki yaşanmasının en önemli sebebi, İran'ın küresel ekonomiye verebileceği zararın ABD'liler tarafından hafife alınması.
Savaşın Bitiş Tarihi Sürekli Değişti
Trump, savaşın ikinci günü olan 1 Mart'ta Beyaz Saray'da yaptığı konuşmada, 'Dört ila beş hafta süreceğini öngörüyoruz' diyerek savaşın 1-7 Nisan arasında biteceğini söyledi. Ancak 21 Nisan'da kırılgan ateşkes anlaşmasını süresiz uzatmadan önce, çatışmanın sona yaklaştığını defalarca kez dile getirdi ve kamuoyunda tartışılan yol haritaları sundu.
1 Nisan sabahı gazetecilere savaşın üç gün içinde biteceğini söyleyen Trump, birkaç saat sonra ulusa sesleniş konuşmasında önümüzdeki iki ila üç hafta içinde İran'a 'son derece sert' bir saldırı düzenleyeceğini vaat etti. Ancak bu saldırılar hiçbir zaman gerçekleşmedi.
6 Nisan'da 'Bütün ülke, bir medeniyet, bir gecede yok edilebilir ve o gece yarın olabilir' diyen Trump, bir gün sonra 7 Nisan'da 'İran'a yönelik bombardıman ve saldırıları iki haftalık bir süre için askıya almayı kabul ediyorum' mesajını paylaştı. 15 Nisan'da 'Sanırım bitmek üzere, evet. Bence bitmesine çok az kaldı' dedi. Ancak 29 Nisan'da bir kez daha çıkmaz bir yolda olunduğunu belirterek, 'İran işlerini yoluna koyamıyor. Nükleer olmayan bir anlaşmayı nasıl imzalayacaklarını bilmiyorlar. Bir an önce akıllanmaları iyi olur!' ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı Konusunda Tutarsızlıklar
Trump, çatışmanın hedefleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki ABD'nin rolü konusunda da tutarsız açıklamalarda bulundu. Mart ortasında İran'dan boğazı yeniden açmasını talep ederek tehditler savurdu. On gün sonra ise bu boğazın ABD için önemini küçümseyerek İran petrolüne bağımlı ülkelerin 'kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacaklarını' söyledi. Bundan iki hafta sonra tehditleri yeniden başladı ve ABD, boğazı geçen İran gemilerine abluka uyguladı.
21 Mart'ta Trump, 'İran, tam da şu andan itibaren 48 SAAT içinde Hürmüz Boğazı'nı TEHDİT OLMADAN TAMAMEN AÇMAZSA, Amerika Birleşik Devletleri, EN BÜYÜK OLANINDAN BAŞLAYARAK, İran'ın çeşitli ENERJİ SANTRALLERİNİ VURACAK VE YOK EDECEKTİR!' açıklamasını yaptı. 31 Mart'ta ise 'Fransa ya da başka bir ülke petrol ya da doğalgaz almak isterse, boğazdan geçip kendi başlarının çaresine bakabilirler. Bunun bizimle hiçbir ilgisi yok. Boğazda ne olursa olsun, bizim bununla hiçbir ilgimiz olmayacak' diyerek farklı bir mesaj verdi.
1 Nisan'da 'Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı üzerinden neredeyse hiç petrol ithal etmiyor ve gelecekte de ithal etmeyecek. Buna ihtiyacımız yok. Daha önce de ihtiyacımız olmadı, şimdi de yok' açıklamasında bulundu. Sadece beş gün sonra, 5 Nisan'da ise Trump, İran'a küfürlü bir mesaj paylaşarak, 'Şu ** boğazı açın, sizi deli **, yoksa cehennemi yaşayacaksınız – GÖRÜYORSUNUZ!' dedi. 12 Nisan'da 'Hemen yürürlüğe giren bu kararla, dünyanın en iyisi olan Birleşik Devletler Donanması, Hürmüz Boğazı'na girmeye veya buradan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacaktır' diyerek yeni bir süreç başlattı. Bugün ise Trump, Hürmüz Boğazı'nda başlattıkları Özgürlük Projesi'nin kısa süreliğine durdurulduğunu ancak ablukanın süreceğini belirtti.
Değişen Savaş Hedefleri
Yönetim, savaşın hedefleri konusundaki tutumunu da değiştirdi. ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların ardından ulusa yaptığı ilk konuşmada Trump, İran rejiminden kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırmanın temel hedef olduğunu belirtmişti. Bir ay sonra ise rotasını değiştirerek rejim değişikliğinin hiçbir zaman bir hedef olmadığını söyledi.
28 Şubat: 'Amacımız, İran rejiminden kaynaklanan acil tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını korumaktır.' 23 Mart: 'Çok ciddi bir rejim değişikliği de yaşanacak.' 31 Mart: 'Rejim değişikliği, hedeflerim arasında yer almıyordu.' 1 Nisan: 'Rejim değişikliğinden hiç söz etmedik, ama rejim değişikliği gerçekleşti.'
Uzmanlar, ABD'nin başlangıçta İran'ın küresel ekonomiyi sarsma kapasitesini hafife aldığını belirtiyor. ABD'li yetkililer İran rejiminin hızla çökeceğine, çatışmanın kısa süreceğine ve ekonomik etkilerinin asgari düzeyde kalacağına inanıyordu. Ancak bu varsayımın doğru olmadığı ortaya çıktı.
Demokrat Başkanlar döneminde Savunma Bakanı, CIA Direktörü ve Beyaz Saray Genel Sekreteri olarak görev yapan Leon Panetta, Trump'ın mesajlarını 'eşi benzeri olmayan' olarak nitelendirdi: 'Tarihsel ve siyasi açıdan, siyasette liderlik rolü üstlenen birinin, gerçekleştirdiği eylemler için bu kadar sürekli ve değişken gerekçeler öne sürdüğünü daha önce hiç görmedim.'



